16 Eylül 2018 Pazar

Jean Seberg Röportajı 1960 Türkçe Altyazılı


Godard'ın À bout de souffle isimli filmiyle sinema tutkunlarının hafızalarına kazınan ve Otto Preminger'ın filmleriyle sahneye ilk çıkışını yapan Jean Seberg, 2 Temmuz 1960 tarihinde, yeni bir filmin ardından, bir röportaj veriyor. Her ne kadar röportajı yapan kişinin tavırları itici ve can sıkıcı olsa da, sinema tarihi adına önemli bir röportaj olduğunu düşündüğüm için Türkçeye çevirdim. İyi seyirler.

5 Ağustos 2018 Pazar

Cioran'a göre Kıyamet (1995) Türkçe Altyazılı

"Yazar, işlevi budur, her zaman, söylemesi gerekenden fazlasını söyler: Düşüncesini genleştirir ve sözcüklerle kaplar. Bir yapıttan ancak iki ya da üç an kalır geriye - yığının içindeki birtakım parıltılar. Ne düşündüğümü açıkça söyleyeyim mi size? Her sözcük fazladan bir sözcüktür. Ama yine de yazmak gerekir; yazalım... Birbirimizi aldatalım." - Var Olma Eğilimi

Romanya yapımı olan ve 1995 tarihli bu belgeselin çekimleri, Haziran 1990'da, Cioran'ın Paris'teki meşhur çatı katındaki evinde gerçekleştirilmiş.

30 Nisan 2018 Pazartesi

Sergio Leone Röportajları Türkçe Altyazılı

En sevdiğim yönetmenlerden biri olan Sergio Leone'nin aslında tüm röportaj videolarını çevirmeyi planlıyordum; ama sadece bu iki röportaj videosunun kaynak altyazısını bulabildiğim için, şimdilik yalnızca bu ikisinin çevirisini yapabildim. Kaynak altyazılarını buldukça Sergio Leone hakkında yeni çeviriler yapmaya devam edeceğim.

24 Nisan 2018 Salı

Robert Bresson ve Pickpocket Röportajı (1960)


"Filmimin bakışlarla yavaş yavaş oluştuğunu hayal ettim,
tıpkı renkleri hep taze kalan bir tablo gibi." 
Robert Bresson, Sinematograf Üzerine Notlar

Robert Bresson, pek çok eleştirmen ve sinemacı tarafından hep övgüyle bahsedilen bir yönetmen olmuştur. Fakat, çektiği filmler oldukça kısıtlı bir izleyici kitlesine ulaşabilmiştir. Bazıları "mükemmel" filmler çektiğini düşünürken; bazıları da onun "anlaşılmaz" bir yönetmen olduğunu dile getirmiştir.

17 Nisan 2018 Salı

Tarkovski ve Rublev: Sanat ve Sanatçı üzerine


"Dünya eğer mükemmel bir yer olsaydı,
sanat beyhude bir uğraş olurdu."Andrei Tarkovsky

Bu videoda Tarkovski, on beşinci yüzyıl ressamlarından Andrei Rublev'i ve onun hayat hikayesinden yola çıkarak çektiği Rublev filmini anlatıyor. İnsani kişisel tecrübelerin sanata olan etkisini, sanatın değiştirici gücü olup olmadığını ve sanatın ve sanatçının dünyadaki konumunu sorguluyor. İyi seyirler diliyorum.

11 Nisan 2018 Çarşamba

Céline Röportajı: Yazma uğraşı üzerine (1958)


Doktor Destouches ya da yazın dünyasındaki bilinen adıyla Céline, kullandığı dil ve üslup nedeniyle kimi edebiyatçılarca kıyasıya eleştirilen ve kimilerince de göklere çıkarılan bir yazar olmuştur. Celine, 1958 yılında kendi evinde André Parinaud'a verdiği bu röportajda, yazma işine nasıl giriştiğini anlatıyor; doktorluk mesleğini sürdürürken, neden günün birinde yazmaya karar verdiğini, yazı yazarken aslında neyi amaçladığını ve genel olarak yazı yazma süreci ile alakalı olan bu tür soruları yanıtlıyor.

6 Nisan 2018 Cuma

Cioran'ın Demiurgos adlı kitabından Türkçe çeviriler



Cioran, bu kitabı 1969 yılında yayımlamış. Kitap, "Le mauvais démiurge" adıyla çıkmış. İngilizce'ye ise Richard Howard tarafından "The New Gods" adı verilerek tercüme edilmiş. Eğer yanlış hatırlamıyorsam, şu an ismini hatırlayamadığım ülkenin birinde geçmiş yıllarda bu kitap yasaklanmıştı sanırım. Hatta bu Démiurge kitabının yasaklanması üzerine Cioran bir mektubunda kardeşine, "Yazık, engizisyon henüz daha ölmemiş." diye yazmıştı. Yanlış hatırlıyor olabilirim, ama büyük olasılıkla o, bu kitaptı. Çünkü, kitabın ilk bölümleri Hristiyanlık eleştirisine ayrılmış. Bu bölümler yüzünden yasaklanmış olabilir diye tahmin ediyorum. Kitaptan ilgimi çeken bölümleri Türkçe'ye aktarmaya çalıştım. Daha çok son sayfalardan çeviri yaptım; kitabın son kısımları daha çok hoşuma gitti doğrusu. Şimdi lafı daha fazla uzatmadan, sizi çeviriyle baş başa bırakıyorum.

9 Mart 2018 Cuma

Bir nihilistin dini yönü: Cioran ve Tutea Röportajı üzerine bir deneme


"Dini duygulardan arındırılmış bir dünyada yaşamak istemezdim. İnancı değil, içindeki titreşimi kastediyorum, ki bu herhangi bir inançtan bağımsızdır; insanı Tanrı'ya, hatta ötesine götürür." [1]

Cioran ve Tutea Röportajı

Belki de mistik yönü desem daha doğru olacaktı, ancak altyazısını hazırladığım Cioran ve Tutea Röportajı videosunda da inanç ve ateizm hakkında konuşulunca, böyle yazmayı daha yerinde buldum.
Cioran ve onun gençlik arkadaşı Petre Țuțea ile yapılan bir röportaj videosunu Türkçe'ye çevirdim. Bu röportajlar 1990'da Gabriel Liiceanu tarafından yapılmış ve filme çekilmiş. Şimdilik sadece inanç ile ilgili olan bu yedi dakikalık bölümün Türkçe çevirisini hazırlayabildim. Röportajın geri kalan kısımlarını da 10'ar dakikalık parçalara ayırdım; kalan bölümlerini de kaynak altyazılarını bulduğum zaman Türkçe'ye çevirmeyi planlıyorum. Bu çevirdiğim bölümde ise, bu iki eski arkadaş, önce eski günlerden bahsederek konuşmaya başlıyorlar, ardından inanç ve ateizmden konu açılıyor. Hazır elim değmişken, Cioran'ın inanç hakkındaki diğer düşüncelerini de bu yazıda bir araya getirip, biraz yorumlamak istedim. Videoyu izledikten sonra, makalemin kalan bölümünü de okumanızı tavsiye ediyorum. Bu arada, altyazı ile ilgili dipnotları YouTube'daki videonun açıklamalar kısmında bulabilirsiniz. İyi seyirler, iyi okumalar.
YouTube üzerinden izlemek için buraya tıklayın.

Bir nihilistin dini yönü: Cioran ve Tutea Röportajı üzerine

İlk insanlardan günümüze, insanlığın ölüm hakkındaki bilgisi -bilgisizliği- hiç değişmedi. İnsan, ölümü -günün birinde öleceği gerçeğini- idrak ederek metafizik yönünü oluşturdu. Ancak ölüm üzerine pek az insan esaslı düşüncelere daldı, dalabildi. Ölüm hakkında bizden önceki dönemlerde yaşamış olan insanlara kıyasla daha fazla bilgiye sahip değiliz; keza yaşam hakkında da öyle. Fakat sanrılar değişti, tanrılar değişti; inançlar ve dolayısıyla da inançsızlığın çehreleri değişti.

6 Şubat 2018 Salı

Cioran'ın İşkence adlı yapıtından Türkçe çeviriler

Flickr: https://flic.kr/p/Qy1E9c
İşkence, özgün adıyla söylersek Écartèlement, ilk basımını 1979 yılında yapmış bir E. M. Cioran kitabıdır. Écartèlementbir tür işkence şeklini ifade eden bir sözcük ve hakkında şöyle bir Wiki sayfası mevcut; bu sözcüğün anlamı hakkında o sayfadan daha detaylı bilgi alabilirsiniz. Gelelim şimdi Cioran'ın yapıtına, Écartèlement kitabı, İngilizce'ye ise Richard Howard tarafından "Drawn and Quartered" başlığıyla çevrilmiş. Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne ve Burukluk adlı yapıtlarına benzer bir şekilde, bu kitapta da aforizmalar şeklinde bir anlatım tarzı mevcut. Bu yazıda, Cioran'ın İşkence'sinin İngilizce versiyonundan(Drawn and Quartered) not aldığım bazı bölümleri Türkçe'ye çevirdim. İyi okumalar dilerim.

Çeviri notu: Metinlerin çevirisini yaparken, aforizmaların iç içe geçmemesi ve daha derli toplu durması için kendime göre bir numaralandırma yaptım. Kitapta ise herhangi bir numaralandırma bulunmamaktadır.

29 Ocak 2018 Pazartesi

Sergio Leone'nun destansı başyapıtı ve belgeseli


Bir Zamanlar Sergio Leone belgeselini sonunda Türkçe'ye çevirdim.

Kuşkusuz ki Bir Zamanlar Amerika büyük bir prodüksiyon ile çekilen, ancak buna karşın piyasanın dışında kalan bir filmdir. Bu durumu, filmin yapım sürecinde ve sonrasında yaşanan talihsizliklerden de anlayabiliriz. Filmin, stüdyosu tarafından kesilip biçilmesi, zaman akışının bozulup kronolojik sıraya göre yeniden kurgulanması ve bununla da kalmayıp, zaman kalmadığı gerekçesiyle Ennio Morricone'nun müziklerinin filme eklenmemiş bir şekilde yayımlanması sanat dünyasına dair büyük skandallardan biridir.

Sergio Leone, aslında ham uzunluğu 10 saat olan bu filmi, iki tane üçer saatlik bölüm olmak üzere toplamda altı saatlik bir uzunluğa düşürüp yayımlamayı planlıyormuş. Aslına bakılacak olursa, bu daha önce hiç rastlanmamış bir durum değildi; 1976 yılında Bernardo Bertolucci'nin Novecento filmi de Part I ve Part II şeklinde yayımlanmıştı. Hatta daha yakın bir tarihten, 2000'lerden bir örnek vereyim: Quentin Tarantino'nun Kill Bill filmi de Part I ve Part II şeklinde yayımlandı. Ancak Leone'nun bu fikri yapımcılar tarafından kabul görmeyince, filmi 3 saat 49 dakika'ya indirmek zorunda kaldı. Tabii bununla da kalınmadı, daha sonra da film 2 saate kadar indirilip kronolojik sıralamaya göre yeniden kurgulandı. Anlayacağınız "Bir Zamanlar Amerika"nın başına gelmeyen kalmadı.